TV’ler ekran yüzlerinden psikolojik rapor istemeli!

Canlı yayın, öfke kontrolü olmayanların içini dökeceği bir alan değildir. Bu olay bir “anlık taşkınlık” değil, ekran yönetimi sorunudur. Benzer durumlarda hızla ceza kesen RTÜK’ün bu kez nasıl bir tavır alacağı merak konusu. Yine çifte standart mı işleyecek?

CNN Türk’te yayınlanan ve Fulya Kalfa’nın sunduğu CNN Türk Masası isimli programın geçen cumartesi akşamı yayınlanan bölümünü izlememiştim…
Editörüm, “Abi bizim sitede kaydı var, mutlaka seyret” diye uyarınca izledim…
Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Melih Gökçek, programın telefon konuğuydu.
Gökçek, mevcut Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 7 yıldır su yatırımı yapmadığını iddia ederken, stüdyodaki gazetecilerden Gürbüz Evren kendisine itiraz edecek gibi oldu…
Sen misin eden?
Yine stüdyoda bulunan TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel, avaz avaz bağırmaya ve hakaret etmeye başladı!
Bağırdıkça daha da çıldırdı.
Sunucu Fulya Kalfa’nın uyarılarını duyamayacak hale geldi.
Önce, Melih Bey’in ne kadar iyi, Mansur Yavaş’ın da nasıl kötü bir yönetici olduğunu söyledi.
Sonra Gürbüz Evren’e döndü ve “Terbiyesizlik yapma, sana terbiyesizlik yaptırmam” deyince Gürbüz Evren de ona “Yağcılık yapma” diye yanıt verdi.
Ardından Gürbüz Evren sustu, Melik Yiğitel Türk televizyon tarihine utanç sözleri olarak geçen küfürü etti:
“Mansur Yavaş için beni kimse harcayamaz. Haddini bilsin, onun da yedi ceddinin de…”

MANSUR YAVAŞ HARİÇ!
Peki sonra ne oldu?
Ne olacak; belli ki kanal yönetimi tarafından kulağı çekildi.
Programdan atılmakla tehdit edildi.
Bu, ayda 200 bin lira gelirden olmak anlamına geliyordu.
Böyle bir riski göze alamadı ve cumartesi akşamı tükürdüğü bu sözleri, pazartesi günü yalamak zorunda kaldı.
“Etten kemikten yapılmışız” diye başladığı sözleri şöyle tamamladı:
“Ciddi bir üslup sorunu… Öncelikle ben Gürbüz Evren’den… Sonra CNN Türk seyircilerinden… Sevgili Fulya Kalfa’dan… Özellikle de bu ekranı dört saat boyunca bize emanet eden (Demirören Medya TV Grup Başkanı) Murat Yancı’dan özür dilerim.”
Dikkat edin herkesten özür diledi; sadece bir kişiyi unuttu:
O da Mansur Yavaş…

GECİKTİRİCİ KULLANILMALI!
Televizyonculuk ciddi iştir…
Hele hele canlı yayın büyük bir deneyim ve sakinlik gerektirir.
Edilen bir hakaret, söylenen yanlış bir söz, büyük toplumsal olaylara bile yol açabilir.
O yüzden Batı ülkelerinde televizyon kuruluşları önlerine her geleni “canlı yayına” çıkarmazlar.
Önce uzun süre izler ve öyle karar verirler.
Kimileri ise stüdyodaki yayının antene gitmesini “iki dakika” geciktiren teknik önlemler alır.
Böylece canlı yayındaki bir densizliği ya da hakareti önlemeyi amaçlarlar.

RAPOR İSTENMELİ!
Bizde ise durum böyle değil…
Yandaş kanalların ekrana çıkartabildiği “yandaş gazeteci” sayısı iki elin on parmağını geçmediği ve bu on kişinin onu da iktidardan torpilli olduğu için bu önlemler alınamaz!
Bu yüzden de bu arkadaşlar, iktidarla yakınlıklarına güvenip her türlü saçmalama hakkını kendilerinde görürler…
Peki ne yapılmalı?
Hani bir işe başlarken bizden sağlık raporu isteniyor ya… Televizyon yöneticileri de sürekli ekranda olacak kişilerden mutlaka psikolojik sağlıklarının yerinde olduğunu gösteren bir rapor istemeli…
Öyle, anında köpüren, ağzından salyalar saçarak hakaret ya da küfretmeye başlayan, öfke kontrolü sorunu bulunan tipleri kesinlikle ekrana çıkarmamalı.

RTÜK NE YAPACAK?
Tamam; Melik Yiğitel, kapı dışı edileceğini anlayınca utanıp sıkılmadan iki gün sonra özür diledi ama…
O laflar da ağızdan çıktı bir kez!
Bakalım, Halk TV sunucusuna “manidar şekilde gülümsediği” gerekçesiyle ceza kesen RTÜK, Melik Yiğitel’in hakareti için ne yapacak?
Bu kanalı da cezalandıracak mı, yoksa “Onlar bizden” diyerek görmezden ya da duymazdan mı gelecek?