Silah şirketi, kabzımallık ve gazetecilik…Medyada etik tartışmasının fitili ateşlendi

Beyaz TV muhabiri İsmail Çanak’ın 20 milyon lira sermayeli, silah sektöründe faaliyet gösterdiği belirtilen bir şirkete ortak olduğunun ortaya çıkması, gazetecilikte etik ve ticari faaliyet tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Tartışmaya Erman Toroğlu’nun kendisini “gazeteci” olarak tanımlaması da eklenirken, “Kim gazetecidir, gazetecilik hangi sınırlar içinde yapılmalıdır?” sorusu yeniden alevlendi.

Medyaradar’dan kardeşim Ercan Öztürk’ün haberine göre Beyaz TV’de muhabirlik yapan İsmail Çanak’ın, 20 milyon lira sermayeli Asron Teknoloji’ye ortak olduğu ortaya çıkmış…
Bu şirket silah sektöründe faaliyet gösteriyormuş!
Çanak, şirketin hisselerini 5 Mart 2026’da devralmış.
Sonra ne olmuş?
Rasim Ozan Kütahyalı’nın tutuklanmasının ardından, 29 Haziran’da bu payları yeniden eski sahibine devretmiş.
Şimdi diyeceksiniz ki:
“Ne var bunda?”
Eğer hayatınızın birkaç yılını gazete binalarının tozunu yutarak geçirdiyseniz…
Gazeteciliği gerçekten meslek olarak yaptıysanız…
Ustalarınızdan, hocalarınızdan “gazetecilik etiği” diye bir şey öğrendiyseniz…
Çok şey var!
Çünkü gazetecilik, “Ben de gazeteciyim” demekle yapılabilecek kadar basit bir iş değildir.

MESLEĞİN ANAYASASI!
Türkiye Gazetecileri Cemiyeti’nin Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde gazetecilerin ticari faaliyetleriyle ilgili çok açık bir ilke var.
“Gazeteci; mesleği sırasında tacirlik ya da esnaflık gibi ticari faaliyetlerde bulunamaz.”
Neden?
Çünkü gazeteci, yaptığı haberle, kendi ticari çıkarı arasında en küçük bir şüphe bile yaratmamalıdır.
Gazetecilikte güven, namus gibidir.
Bir kere kaybedildi mi geri kazanılması çok zordur.
Gazeteci medya sektörü dışında bir şirketin patronu, ortağı, yöneticisi, çalışanı olamaz…
Çünkü gazetecinin aynı zamanda ticari bir şirketle ilişkisinin olması, ister istemez şu soruyu doğurur:
“Bu gazeteci haber yaparken ya da yayınlarken, yalnızca gazetecilik kaygısıyla mı hareket ediyor; yoksa ticari hesapları da kararlarını etkiliyor mu?”
İşte; TGC’nin meslek ilkeleri tam da bu şüpheyi ortadan kaldırmak için var…

BU KADAR KOLAY MI?
Ne yazık ki bu ülkede artık önüne gelen herkes, gazeteci olduğunu söylüyor!
Gazetede iki satır yazısı yayınlanmış…
“Gazeteciyim.”
Televizyonda iki cümle yorum yapmış…
“Gazeteciyim.”
YouTube’da kamera karşısına geçmiş…
“Gazeteciyim.”
Bir dönem yerel bir gazetede başka bir uzmanlığı nedeniyle, örneğin doktor olduğu için yazısı çıkmış…
“Gazeteciyim.”
Hayır arkadaş!
Gazetecilik bu kadar kolay değil.
Gazetecilik, ekrana çıkıp, kartvizite yazılabilecek bir sıfat değil!
Gazetecilik, yıllar alan eğitimi gerektiren bir meslek.
Hem de bedeli olan bir meslek!

ERMAN HOCA, GAZETECİYMİŞ!
Bakın, bugünlerde Sözcü TV’de yayınlanan program tanıtımında eski hakem Erman Toroğlu bile kendisini şöyle anlatıyor:
“Yıllarca profesyonel futbol oynadım…
Yıllarca FIFA dahil hakemlik yaptım…
Ve yıllardır televizyonculuk ve gazetecilik yapıyorum!”
Televizyonculuğuna kimsenin bir itirazı olmayabilir.
Futbolculuğuna zaten yok.
Hakemliğine hiç yok.
Ama “gazetecilik” başka bir şey!
Erman Toroğlu’nun yıllarca Ankara Hali’nde kabzımallık yaptığını herkes bilir…
Helalinden ekmek kazanılan her iş saygıdeğerdir.
Ama o bundan söz etmiyor, hiç yapmadığı gazeteciliği yaptığını iddia ediyor.
İnsan sırf ekrana çıktığı ya da bir gazetede maç yorumu yaptığı için gazeteci olmaz Erman Hocaaaaaammm!

GAZETECİLİK NEDİR?
Çünkü gazetecilik…
Birilerinin hoşuna gitmeyen haberi yazabilmektir.
Patronun kızacağını bile bile doğru bildiğini söyleyebilmektir.
İktidarın, muhalefetin telefonundan korkmamaktır.
Ben gazeteciliği böyle öğrendim.
Benim kuşağım böyle öğrendi.
Gazeteciliği gerçekten meslek edinmiş arkadaşlarımızın önemli bir bölümü de böyle yaşadı.
Kimi işinden oldu.
Kimi tehdit edildi.
Kimi mahkemelerde süründü.
Kimi hapse girdi.
Ama gazetecilikten başka bir mesleği olmadığı için yine gazeteciliğe döndü.
Çünkü gazetecilik, bizim için ekranda görünmek değildi.
Bir yaşam biçimiydi.
Bir sorumluluktu.
Vicdan meselesiydi.

YAŞAM TARZI TERCİHİ!
Şimdi ise gazeteciliğin içine öylesine çok “yan meslek” girdi ki…
Gazeteci aynı zamanda danışman, şirket ortağı, halka ilişkilerci, reklam metni yazarı, lobici, emlakçı, ticaret erbabı, hukukçu, hatta mimar, falan şirketin danışmanı, filan firmanın yönetim kurulu üyesi…
Olmaz güzel kardeşlerim…
Böyle gazetecilik olmaz!
Gazetecilik yaşam biçimidir.
Zor bir tercihtir!
Bir sıfat değil, omurgadır.
Ve o omurga yoksa, boynunuza “GAZETECİ” yazan tabela assanız bile gazeteci olamazsınız.

OLMAZ HOCAAAAAMMM!
O yüzden bugün bu tartışmayı İsmail Çanak’la, Erman Toroğlu’yla sınırlamayalım.
Çevrenizdeki gazetecilere bakın…
Ekmeğini taştan çıkarırcasına, açlığa, işsizliğe inat bu mesleği etik kurallarına yüzde 100 uyarak yapan, teslim olmayıp soru sormaya devam eden kişidir gazeteci…
Diğerlerini ise…
Cüzdanlarında taşıdıkları “turkuvaz” basın kartı bile gazeteci yapmaz…
Silah şirketine ortak olacaksın, sebze halinde 19 yıl hıyar patlıcan sattığını unutacaksın, şovmenliğin sayesinde o kanaldan bu kanala geçerken milyonları cebellezi edeceksin…
Sonra da çıkıp “Gazeteciyim” diyeceksin…
Olmaz hocaaaaaammm…
Ben bu saatten sonra mesleği bırakıp kabzımal olabilirim ama…
Sen yaşam biçimini ve amacını değiştirmeden, kır fırın ekmek yesen de “gazeteci” olamazsın!