Özel'in kastettiği “1,5 televizyon” hangileri?

Büyük yatırımlar, küçük hesaplar ve ödenemeyen maaşlar... Medya sektöründe yapısal kriz kapıyı çalarken; bir yanda 'Dijital Vatan'ın egemenlik mücadelesi, diğer yanda 'Bi Kanal' ve 'Sıfır TV' çalışanlarının feryadı var. Özgür Özel’in kastettiği 'buçuk' kanal hangisi? SÖZCÜ TV’den neden itiraz geldi? İşte medyanın gerçek bilançosu…

Medya sektöründe yaşanan kriz artık kulis fısıltısı olmaktan çıktı; açık açık konuşuluyor. NTV yorumcusu Kemal Öztürk’ün dikkat çektiği yapısal sorunlar, aslında uzun süredir görmezden gelinen bir gerçeği yeniden gündeme taşıdı: Medyada para var, ama istikrar yok! Öztürk’ün dikkat çektiği yazıyı köşeme taşımış ve naçizane yorumda bulunmuştum. Yazılarından sık sık feyz aldığım Prof. Dr. Nuran Yıldız hocamız, bu yazımdan dolayı bizlere haklı bir sitemde bulundu. Neden mi? “Az sonra” diyerek Nuran Hocamızın haklılığına değineceğim. Ayrıca “Bi Kanal” ve “Sıfır TV”nin emekçi kardeşlerimden gelen ‘maaş krizine’ ilişkin, bu kanalların kurumsalından bir mail aldık. Onlar da kendi açılarından bizi yalanlıyorlar. Onların mailine de yer vereceğim; ‘ama’ diyerek şerh düştükten sonra…

Bir de size, kayyum yönetimindeki anlı şanlı medya grubumuzun uyguladığı zamma değineceğim. Ayrıca, Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi’nin Özgür Özel’e atfen yazdığı “Bir buçuk televizyonumuz var” iddiası ortalığı karıştırmıştı… Hatta bu konuda SÖZCÜ TV’den gelen sert itiraz, tartışmayı iyice alevlendirmişti… Peki, Özel’in “bir buçuk televizyonumuz var” derken kastettiği kanallar tam olarak hangileriydi? Bu detayı, yazının sonunda sizlerle paylaşacağım…

Özel'in kastettiği “1,5 televizyon” hangileri? - Resim : 1

Mevzular çok hazırsanız, yazar, iletişimci ve öğretim görevlisi Prof. Dr. Nuran Yıldız’ın bize kırıldığı o önemli bölüme geçelim. Çünkü bazen en anlamlı eleştiri, sessiz bir iç çekişte gizlidir; ve o iç çekiş, düşünceye ayna tutar.

Hocamız, Prof. Dr. Nuran Yıldız 18 Ocak 2026 tarihinde Milliyet Gazetesinde çok önemli tespitlerde bulunmuş ve "dijital vatan" kavramını, "mavi vatan" gibi algısal bir çerçeveleme aracı olarak konumlandırmış… Bu kıymetli yazıyı kaçırmışım!

Hocamızın temel vurgusu şuydu: Dijital dünya artık vatanın ayrılmaz bir parçası; fiziki sınırların ötesinde, veri, algoritma, siber güvenlik, ulusal bilinç ve egemenlik açısından yeni bir "vatan" alanı oluşuyor.

Yıldız’a göre; "Dijital Vatan" kavramı ulusal egemenliğin ve güvenliğin dijital boyutudur. Siber uzaydaki topraklar (veri merkezleri, yazılımlar, dijital kimlikler, algoritmalar), ulusal medya gücü, genç neslin değer yargıları ve toplumun manipülasyona karşı direnci bu vatana dahildir.

Bu alanın korunması, sadece siber savunma değil; aynı zamanda algoritmik manipülasyon, dezenformasyon, dış yönlendirme ve tekno-feodal yapıların (birkaç dev platformun hakimiyeti) yarattığı tehditlere karşı ulusal bilinç, etik değerler ve bağımsız politikalar geliştirmeyi gerektirir.

Ulusal medya zayıflarsa ulus bilinci dışa bağımlı hale gelir; dijital manipülasyon (Gazze, İran örneklerinde olduğu gibi) iç kaosa yol açabilir.

Vatan sevgisi ve savunması artık dijital gerçeklikten ayrı düşünülemez; "aziz vatan"ın bekası için dijital vatanı korumak stratejik bir zorunluluktur.

Adlandırma (framing) gücü vurgulanır: "Dijital vatan" demek, her dijital gelişmeyi/ tehdidi bu milli çerçeveden görmeyi dayatır ve politikaları buna göre şekillendirir.

Değerli hocamın bu tespitlerine sonuna kadar katılıyor ve imzamı atıyorum. Bu değerlendirmesini atladığım için de kendisinden ‘affımı’ diliyorum!

NOT: Nuran Hocamızın bu yazısının tamamını okumanızı isterim. (https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/prof-dr-nuran-yildiz/dijital-vatan-7522869)

Özel'in kastettiği “1,5 televizyon” hangileri? - Resim : 2

Şimdi gelelim “Bi Kanal ve Sıfır TV'ye…”

Değerli Bi Kanal ve Sıfır TV sahipleri… Bizlerin amacı "üzüm yemek, bağcıyı dövmek" değil! Mevcut yazımın tamamını lütfen bir kez daha okuyunuz.

Kemal Öztürk, son derece çarpıcı tespitler içeren paylaşımında Türkiye medyasının içinde bulunduğu krizi gündeme taşıyordu. Haber kanalları, ana akım televizyonlar, gazeteler, haber siteleri, radyolar… Hepsi finansal kriz yüzünden kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Öztürk, bu durumun "siyasi değil, egemenlik meselesi" olduğunun altını çiziyordu.

Bu gerçeklik ışığında ben de mail kutuma ulaşan, sizin çalışanlarınızdan gelen mesajları biraz da yumuşatarak kaleme aldım. Birçok medya emekçisi için "yeni bir ekmek kapısı" oldunuz, evet… Ancak iddialara bakılırsa, şirkete akıttığınız o büyük sermayeye, gösterişli yatırımlara rağmen içerideki finansal teraziyi bir türlü dengeye getirememişsiniz. Maaşlar meselesinde ise tutarsızlık adeta bir gelenek hâline gelmiş.

Mesela Aralık ayının maaşını Ocak’ın son günlerinde, o da ancak yarım maaş olarak ödeyebilmişsiniz. Geriye kalan o yarım maaş, üstüne bir de Ocak ve Şubat’ın tam maaşları hâlâ ortada yok.

Çalışanlarınızın, ödeyemedikleri faturalar ve kiralardan haberiniz var mı?

Şimdi ben çıkıp da bu feryatları, bu gerçekleri dile getirince, acaba size iftira mı etmiş oluyorum, yoksa gerçeklere aynayı mı tutuyorum?

Bu noktada altını çizmem gerekirse: Medya çalışanı için bir ay bile geciken maaş, yalnızca teknik bir aksama değildir; hayatın ta kendisidir. Yaşananlar, tam da Kemal Öztürk'ün işaret ettiği krize somut bir örnek teşkil etmektedir.

Medya sektörünün uzun süredir zor bir dönemden geçtiğini biliyorum. Reklam gelirlerindeki daralma, artan yayın maliyetleri ve spor yayıncılığında yükselen bütçeler, birçok kurum için ciddi bir denge sınavı anlamına geliyor. Ancak, bu yola çıkarken siz de bu gerçekliği bilmeniz gerekirdi. Geçtiğimiz Temmuz ayında yayın hayatınıza başladınız; sekiz ayda yaşanan bu finansal krizi anlamam mümkün değil!

Bu kanalların ayakta kalması, birçok insanın sofrasına ekmek götürmeye devam etmesi benim en içten dileğimdir; bunu da bilmenizi özellikle isterim.

Söz konusu yazımın ardından Bi Kanal ve Sıfır TV yönetiminden resmi bir açıklama geldi. Yapılan açıklamada, “finansal kriz” ve “maaşların ödenmediği” iddialarının gerçeği yansıtmadığı belirtiliyor.

Özel'in kastettiği “1,5 televizyon” hangileri? - Resim : 3

İşte o açıklamanız;

“Sitenizde 06.02.2026 tarihinde yayınlanan "İhaleyi Kazandılar Ama... Maaşlar Ödenemiyor, Borçlar Birikiyor" başlıklı haber, kurumumuz Bi Kanal ve Sıfır TV hakkında kamuoyunu yanıltıcı ve eksik bilgiler içermektedir.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile yapılan anlaşma çerçevesinde Nesine 2. Lig ve Nesine 3. Lig yayın haklarını üstlenen grubumuz, yayıncılık faaliyetlerine ve yatırımlarına kesintisiz devam etmektedir. Haberde iddia edildiği gibi kurumumuzda bir "finansal kriz" veya "iflas" durumu söz konusu değildir.

Özellikle "çalışanların maaşlarını alamadığı" yönündeki iddialar gerçeği tam anlamıyla yansıtmamaktadır. Tüm çalışanlarımızın maaş ödemeleri düzenli olarak yapılmakta olup; sadece geçtiğimiz aya mahsus kısmı bir ödeme yapılmış ve finansal takvim değişikliği nedeniyle oluşan kısmi bakiyeler, personelimizle şeffaf bir iletişim içinde, bu ayki ödeme planına dahil edilmiştir.

Kurum içi olağan bir finansal akış sürecinin, "maaşlar ödenemiyor, kriz büyüyor" şeklinde lanse edilmesi, markamızın ticari itibarına zarar verme amacı taşımaktadır. Grubumuz, çalışanlarının emeğine duyduğu saygı ve sorumluluk bilinciyle, hem ödemelerini planlandığı şekilde gerçekleştirmekte hem de Türk futboluna değer katmaya devam etmektedir.

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına işbu düzeltme metninin tarafınızca yayınlanmasını rica ederiz.

Saygılarımızla.

Bi Kanal & Sıfır TV Kurumsal İletişim Departmanı”

Açıklamanın tamamı budur. Ancak burada asıl mesele şudur:

Medya sektöründe “olağan finansal akış” ile “emeğin karşılığı” arasındaki denge neden bu kadar kırılgan?

Bir kurum milyonlarca liralık yayın ihalesine girebiliyorsa, çalışanına karşı da en az aynı hassasiyeti göstermek zorunda değil midir?

‘Kriz yok’ deseniz de, ‘finansal takvim değişikliği’ gibi bir tanımlamada bulunsanız da, gerçekler ortada duruyor.

Ayrıca, farkında mısınız bilmem ama kimse, ‘Ocak zammından’ bile söz edemiyor!

Bir de şunu vurgulamak isterim: Sizleri rahatsız eden yazı, bir "linç" yazısı olmaktan çok uzaktır. Yineleyerek söylüyorum; bizim derdimiz "üzüm yemek, bağcıyı dövmek" değildir.

MedyaRadar, 2005 yılından bu yana medyanın vicdanı, gözü ve kulağı olma misyonunu taşımıştır; bu misyonu taşımaya da devam edecektir. NOKTA!

Son söz net:

Medya, yalnızca yayın haklarıyla değil, insanıyla ayakta durur.

Ve insanın sabrı, banka hesabı kadar dolu değildir.

Özel'in kastettiği “1,5 televizyon” hangileri? - Resim : 4

Şimdi gelelim TMSF kontrolündeki HaberTürk Grubuna…

Kayyum güzellemesi yapmak istemem ama medyanın cebinde akrep olan patronlarına da örnek olabilir diye iki satır yazayım istedim...

TMSF, göreve geldiği ay çalışanlara yarım maaş ikramiye yatırmıştı. Şeref Safa yönetimindeki medya grubunda ise Ocak zammı ortalama %38 olarak uygulanmış durumda. Üstelik banka promosyonları da yatırılmış. Her ne kadar çalkantılar içinde “ağır bir depresyonun” hüküm sürdüğü, bu grupta en azından çalışanların banka hesapları gülüyor. Bu örnek zam oranları ve çalışanların yüreğine su serpen ekonomik uygulamalar için şunu söylemek istiyorum: Darısı diğer medya kuruluşlarının başına…

Özel'in kastettiği “1,5 televizyon” hangileri? - Resim : 5

Ve Sırada “Bir Buçuk Televizyonumuz Var”

CHP Lideri Özgür Özel’e atfedilen “1,5 medyamız var” iddiası, medyada uzun süredir yankılanıyor. Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, Özel’in milletvekilleriyle yaptığı kapalı toplantıda “Bir buçuk televizyonumuz var” diyerek mevcut medya gücünü özetlediğini ve bu sözle Halk TV ile Sözcü TV’yi işaret ettiğini yazmıştı.

Selvi’ye göre Özel, tamamen kendisine bağlı, kontrol altında bir yayın yapacak olan Koza TV’yi kurdurma hazırlığında.

Öte yandan, Selvi’nin yazısındaki ‘SÖZCÜ TV’ iddiasına SÖZCÜ TV Genel Müdürü Güney Öztürk’ten net ve sert bir yalanlama gelmişti hatırlarsanız:

“CHP dâhil hiçbir siyasi partiden para, sponsorluk ya da herhangi bir maddi destek almamaktayız. Siyasi partilerle, siyasetçilerle ya da herhangi bir güç odağıyla maddi ilişkiler ve menfaat temelli temaslar kurmak, ilkesel olarak karşı olduğumuz bir tutumdur.”

Öztürk haklı; zira CHP yönetimi, özellikle Yılmaz Özdil’in grubun başına gelmesinden sonra SÖZCÜ Grubunu kendilerine yakın görmemeye başladı.

O hâlde “1,5 kanal” ifadesinin alt metninde hangi kanallar yatıyor? Asıl işaret edilenler: Halk TV (tam kanal) Tele1- Tele2 (zorunlu isim değişikliğiyle hâlâ ayakta kalan, “buçuk” olarak nitelenen kanal)

Ve ufukta bir kardeş daha beliriyor: Koza TV…

Bakalım bu “buçuklu” kanal zamanla nasıl bir şeye evrilecek!