26 Haz 2026 11:35 Son Güncelleme: 26 Haz 2026 11:44

TGC'den NATO'ya 'akreditasyon' mektubu: 'Basına yönelik engel kaldırılsın'

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye basın ambargosunun kalkması için mektup yazdığını duyurdu.

2026 NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz’da cumhurbaşkanlığı külliyesinde düzenlenecek. ABD Başkanı Donald Trump’ın da zirveye katılması bekleniyor. Başkent genelinde hazırlık çalışmaları devam ediyor. Protokol güzergahlarındaki çevre düzenlenip yenileniyor.

24 Haziran’da çok sayıda basın ve yayın organının akreditasyon talebinin reddedildiği bildirildi. NATO sözcüsü Allison Hart ise dün (25 Haziran) akreditasyonlarla ilgili şöyle konuştu:

“NATO Genel Merkezi dışındaki zirve ve bakanlar toplantıları için ev sahibi ülkenin kendi vatandaşlarından gazetecileri hakkındaki değerlendirmesine güvenmektedir. Ankara’daki NATO Zirvesi’nin akreditasyonu konusunda Türk yetkililerle temastayız.”

TGC X’teki açıklamasında NATO genel sekreterine mektup yazdıklarını duyurdu:

* Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ni takip etmek isteyen çok sayıda bağımsız medya kuruluşunun başvurusunun kabul edilmemesi üzerine NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye bir mektup gönderdi.

‘Hukukun üstünlüğüyle bağdaşmıyor’
* Mektupta, Halk TV, Sözcü TV, İlke TV, Cumhuriyet, Nefes, ANKA Haber Ajansı, Medyascope, T24 ve Yetkin Report’ın da aralarında bulunduğu medya kuruluşlarının akreditasyon taleplerinin reddedildiği belirtilerek, bu uygulamanın NATO’nun demokrasi, bireysel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bağdaşmadığı ifade edildi.

* Mektupta gazetecilerin uluslararası zirveleri ve kamu yararını ilgilendiren karar alma süreçlerini izlemesinin demokratik denetimin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekildi. Bağımsız medya kuruluşlarının dışlanmasının milyonlarca yurttaşın haber alma hakkını da olumsuz etkilediği vurgulandı.

* Mektupta ayrıca akreditasyon başvurularının hangi gerekçelerle reddedildiğinin açıklanmamış olmasının ve kararların gözden geçirilebileceği şeffaf bir mekanizmanın bulunmamasının kaygı verici olduğu belirtildi.

Mektup, “Basın özgürlüğünün korunmasının yalnızca ulusal hükümetlerin değil, demokratik değerleri savunan uluslararası kuruluşların da ortak sorumluluğu olduğu” vurgusuyla sona erdi.