Olan yine emekçiye oldu: Taksitli maaş skandalı!
Medyaradar'ın gizemli yazarı Keskin Kalem yine medya dünyasında ses getirecek bir yazıya imza attı.
Hele bak şu aynaya, yüzün yüze benzer mi?
Ta sabahtan uyumuş, gözün göze benzer mi?
Vay o boyun devrilsin, özün bize benzer mi?
Adam olamadın gitti, zevzek
Beni bilemedin gitti, zevzek
Yürü be, yürü be, yürü be, yürü be, insan değilsin
Kendini bilmeyen, hey dost, halkı ne bilsin?
Halkı, halkı, halkı, halkı, Hakk'ı ne bilsin?
Sırdaşlarım, yoldaşlarım, felaket arkadaşlarım.
Sizleri bugün büyük halk ozanımız Aşık Mahzuni Şerif’in Zevzek isimli şaheserinin,
sözleriyle selamlıyorum.
Selamlıyorum çünkü kendini bilmeyenlerin, hakkı bilmeyenlerin medyamızı kanser gibi sardığı bir süreçten geçiyoruz.
Tüm yük, tüm dert, tüm tasa emekçilerin sırtına binmiş.
Vuruyorlar kırbacı, vuruyorlar kırbacı.
Bir grup isim yapmış gazeteci, gazeteciliğini unutup para uğruna adeta trolleşmiş, milletin kasasından çıkan paraları zarflarla alıyor.
Almalara doyamıyor.
Keyfine bakıyor.
İfşa olunca yüzleri de kızarmıyor.
Tüm bunlar olurken alınan yanlış kararların, oynanan yanlış atların ceremesini emekçi çekiyor.
Cukkacı gazetecilere sıra gelecek sırdaşlarım.
Yazımın bir sonraki bölümünü onlara ayırdım.
Amma her zamanki gibi önceliğim emekçi kardeşlerim ve dertleri!
Özellikle kendini muhalif olarak tanımlayan medyada, alttan alta çok büyük bi maaş krizi yaşanıyor.
Belli ki gazeteci dostlar mesele çözülür diye beklemiş pek sesini çıkarmamış.
Lakin kriz devam edince meseleyi mail kutusu üzerinden bana ulaştırmışlar.
Sağ olsunlar dertlerini yine bendenize emanet etmişler.
Uzatmayayım, pek çok gazetede maaşlar gecikiyormuş.
Hatta bazılarında taksitlere bölünerek yatırıldığı bilgisi var.
Sözcü ve Cumhuriyet ekonomik darboğazdan en çok etkilenen yerler.
Cumhuriyet gazetesinde öyle ki maaşlar üçe bölünerek yatırılıyor.
Görünen o ki İBB soruşturması nedeniyle kesilen para kaynakları muhalif medyada çok can yakacak…
Tabii bunda en büyük suç, kendi gelir modelini yaratmadan,siyasi bir erke sırtını dayayan patronlarda.
Medyayı kendi ikballeri için araçsallaştıran patronlarda.
Medyayı ihale almanın yöntemi gören patronlarda…
Medyanın yandaşı candaşı olmaz.
Sırtınızı siyasi aktöre dayarsanız düşersiniz.
Bunu iktidar medyası için de söylüyorum, zira orada yaşanan ekonomik kriz ve sermaye krizi de ortada!
Defalarca Halk TV örneği üzerinden anlatmıştım, emekçiye asgari ücreti bile çok gören patron, bir avuç ekran yüzü ve yöneticiyi ihya ediyor demiştim.
BU SİSTEM ÇÖKMEYE MAHKUM DEMİŞTİM.
ÖYLE DE OLDU. ÇÖKÜYOR. DAHA DA ÇÖKECEK.
Sistemin nasıl çöktüğünü ve bir grup cukkacı gazetecinin- kendi çıkarları için- koca medyayı peşinde sürüklemeye çalıştığını anlatayım.
O zaman düzen belki daha iyi anlaşılır.
NAGEHAN ALÇILI YENİ DÜZENİ KİM YUTAR?
Aslında, cukkacı gazetecilerin kurmaya çalıştığı çarkı tek bir örnekle yıkmak çok kolay.
NAGEHAN ALÇI örneğiyle.
Kendisini özel hayatıyla vuranlar, emin olun Alçı ve onunla iş tutan güçlere iyilik yapıyor.
Oysa hem Murat Ongun’a hem Alçı’ya hem de bu düzenin içerisinde yer alan cukkacı gazetecilere sorulacak üç beş soruyla tüm tabloyu gözler önüne sermek mümkün.
Özel hayattan vurmaya ne hacet!
Şu keskin soruları yanıtlamaya cesareti olan beri gelsin:
Eski medya düzeninin ürünü olan Alçı’yı kim neden, yeniden kurulmak istenen düzene soktu?
İktidara karşı çıkılan bu yolda, iktidar sermayesi ve gazetecileriyle iş tutmak ne kadar doğru?
Ülkede bu kadar yetkin, düzgün gazeteci varken, Alçı ile ne işiniz var?
Sadece Alçı değil, el altından başka O’na benzer gazetecilerle de iş tuttunuz mu?
Oylarımızı İBB kaynakları Alçı gibilerine aksın diye mi verdik?
Muhalif medyanın mücadelesine yıllarca emek vermiş onca isim, ekonomik zorluklarla mücadele verirken, seçtiğiniz gazeteciler bu isimler mi olmalıydı?
Sorulacak çok soru var da burada kesiyorum.
Cukkacı gazetecilere gelince…
İBB kaynaklarından sonuna kadar beslenip, gazetecilik sınırlarını aşan ve adeta trolleşen kerli ferli gazeteciler…
Emekçi 3 taksitle maaş alırken, ev üstüne ev alan bu gazeteciler, mesleğimizi kendine zırh yapmış.
Ne zaman başlarına bir iş gelse ‘’gazetecilik kutsaldır, basın özgürlüğü tehlikede’’ diye yaygara koparıp, kitleleri arkasına topluyorlar.
Kendileri zarf içinde gelen paralara para demezken:
EMEKÇİ MAAŞ ALAMIYOR.
EMEKÇİ TMSF TARAFINDAN KOVULUYOR.
EMEKÇİ ÖZGÜR DEĞİL ÇÜNKÜ EKONOMİK OLARAK ESİR.
O nedenle dönün de bir bakın, bu cukkacı gazetecileri savunmak için adliye önüne kaç kişi gidiyor?
Kendi maaşlı elemanları ya da yakın çevreleri dışında kimse!
Bu gazeteci kitlesi en büyük kötülüğü hakkıyla, emeğiyle çalışan insanlara yapıyor.
Hem Nagehan Alçılı yeni düzeni yutturmaya çalışıyor, hem mesleğin içini boşaltıyor,
hem de hak hukuk adalet kavramlarının arkasına sığınıyorlar.
Yandaş medya düzeni yıkılsın yerine iyisi gelsin diyenlerin umutlarını bitiriyorlar.
Malum umut öldürmek cinayet işlemekle eş değerdir.
Sarı zarflı cukkacı gazeteciler de, her ne kadar kendilerini kahramanmış gibi göstermeye çalışsalar da, umudun katilleri olarak tarihe geçecekler.
MEDYADA YENİ DÜZEN KAPIDA
Sırdaşlarım uzun bir süredir medyada yeni bir düzenin ayak seslerinin duyulduğunu yazıp çiziyordum.
Dediğim gibi de oldu.
İrili ufaklı pek çok deprem yaşandı.
Kanallara el konuldu, sahiplikler el değiştirdi…
Artık gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim:
Artık yeni düzenin ayak seslerini duymuyoruz, yeni düzen kapıda!
Yeni düzenin rayına oturması için tahmini zaman dilimi de yeni yılın başı.
Yani 35-40 gün.
Önümüzdeki bu kısa dönem pek çok önemli gelişmeye gebe.
Bazı kanallar kapanacak, ya da satılacak.
Bazı kanallar el değiştirecek.
Bazı gazeteciler - buna spor ve ekonomi basını da dahil- bulaştıkları kirli çarkın bedelini ödeyecek.
Pek çok maske düşecek.
Kimin kime çalıştığı daha net ortaya çıkacak.
Kartlar yeniden dağıtılacak.
Yeni patronlar ortaya çıkacak.
Tüm bunlar olurken maalesef öngörüm o ki, filler tepişecek, olan yine çimene olacak.
Emekçi yine dert sahibi olacak.
Bu fal gibi öngörülerime kısa bir kulisi de ekleyeyim sırdaşlarım:
Keskin kulaklarıma gelen bilgilere göre TMSF tarafından el konulan Habertürk-Show TV-Bloomberg grubu, parçalar halinde satılacak.
Yani tek bir patrona verilmeyecek.
Parçalı satış formülünün ön plana çıkmasıyla, pek çok iş insanının da bu yayın kuruluşlarına talip olduğu yine bendenize gelen bilgiler arasında.
Bakalım yeni dönemin medya patronları kimler olacak?
Hep beraber göreceğiz sırdaşlarım.