Medya arenasında büyük hesaplaşma: Çekirdek çıtlatarak Cem Küçük ile Tamar Tanrıyar'ı izlemek!
Tamar Tanrıyar ile Cem Küçük arasında sosyal medyada patlayan karşılıklı suçlamalar, Türkiye medyasının içine sürüklendiği etik krizini bir kez daha gözler önüne serdi. İddiaların gölgesinde kalan ise gazeteciliğin itibarı oldu.
Değerli okurlar, sevgili dert ortaklarım, meslektaşlarım…
Bir süredir elimde çekirdek, sosyal medyada memleketin medya kazanını izliyorum. Durumum tam da ‘Bizimkiler’ dizisinin unutulmaz karakteri, pencereden kafayı uzatıp 'Sevim koş, katil geldi!' diye bağıran sarhoş Cemil gibi. Mesleğin bu hale gelmesine bir gazeteci olarak içim kan ağlasa da, ortadaki curcunayı büyük bir şaşkınlıkla takip etmekten kendimi alamıyorum. İnanın bir futbol tutkunu olarak Dünya Kupası’nda böyle bir 'aksiyon' göremeyeceğime eminim. Medya alemi resmen panayır yeri, resmen tiyatro!
Gündemin fitilini ateşleyen isim, magazinci Can Tanrıyar’ın eşi Tamar Tanrıyar. Sosyal medyadaki "Siber Haber" hesabından öyle iddialar fırlatıyor ki, yenilir yutulur cinsten değil. Hedef tahtasında bu kez kim var dersiniz? İktidar mahallesinin gediklisi Cem Küçük.

Tamar Hanım’ın iddiasına bakılırsa, Cem Küçük, CHP’li Bornova Belediye Başkanı Ömer Ekşi lehine attığı tek bir X (Twitter) paylaşımı için cebine 50 bin liracık indirmiş! Vay babam vay... Biz "gazetecilik kamu yararınadır" diye dirsek çürütelim, meğer el alem sosyal medyada karakter başına fatura kesiyormuş! Üstelik mevzu sadece bu da değil; işin içinde "kripto FETÖ’cülük", "Adnan Oktarcılık" ve magazin sayfalarını aratmayacak “özel hayat” iddiaları havada uçuşuyor.

Tabii bu iddialar ve suçlamalar karşısında Cem Küçük de altta kalır mı? O da hemen vites yükseltti. Başladı karşı taarruza: "Seni de Suriye hatları üzerinden arıyorlar, git sahibin gelsin, iş insanını hamileyim diye tehdit ettin, kocanın dosyası Yargıtay’da..."

Ağır ithamlar, adeta mafya filmi replikleri gibi havada uçuşuyor.
Cem Küçük böyle kılıç sallayınca, Tamar Tanrıyar da heybesindeki turpları ortaya dökmeye kaldığı yerden devam etti. Tanrıyar fitili öyle bir ateşledi ki, TGRT binasının camları titremiştir: 'Bir değil, iki kadınla ilişki yaşıyor, patronları da bu pisliğin içinde, kanırtacağım sizi!'

Bu Gemi Bu Yükü Kaldırmaz!
Sevgili dostlar, eğri oturalım doğru konuşalım. Kemal Kılıçdaroğlu kendi partisine "arınma" çağrısı yapıyor ya, ben de buradan tüm medya patronlarına ve kalem sahiplerine sesleniyorum: Yahu Allah aşkına, artık bir silkelenin, bir arının!
Ankara gazeteciliğinin tozunu yutmuş bir kardeşiniz olarak bu meslekte neler gördüm, neler işittim...
İş takipçiliği yapan sözde kalemşorlar,
Zarf karşılığı manşet atan tetikçiler,
"Hatır" adı altında parayı basanın düdüğünü çalanlar...
Medya dediğin, bu toplumun vicdan aynasıdır; ayna kirliyse toplum kendini nasıl doğru görsün?
Oysa bugün geldiğimiz noktada; Mehmet Akif Ersoy’undan tutun Rasim Ozan Kütahyalı’sına, Ela Rümeysa Cebeci’sine kadar herkes bir şaibeli bulutun altında, bir magazin çamurunun içinde debeleniyor.
Tarih bizim bu çukura nasıl düştüğümüzü de utanarak yazacak.
Buradan açıkça söylüyorum: Cem Küçük hakkındaki bu iddialar öyle "aman canım sosyal medya dedikodusu" denilerek geçiştirilemez. Soruşturulmaya muhtaçtır. Ekmeğini yediği kurum, en azından adalet ve etik adına bu arkadaşa "Kardeş, sen şöyle bir tatile çık, biz bir duruma bakalım" demek zorundadır.

Unutmayın: Mezarlıklar Vazgeçilmez İnsanlarla Dolu!
"Yok onun şu kadar milyon takipçisi var", "Yok arkası sağlam, bilmem hangi partide dayısı var" diyerek bu rezilliklerin üstünü örtmeyin.
Bu dünyada hiç kimse vazgeçilmez değildir!
Kendini dev aynasında görenlerin, o aynadan düştüklerinde nasıl tuzla buz olduklarını bu topraklar çok gördü.
Gazetecilik unvanını paravan yapıp cebini dolduranların, ekranları kendi şahsi hesaplaşma sahasına çevirenlerin bu meslekten ellerini çekme vakti gelmiştir de geçiyordur bile. Medya, kendi içindeki bu safraları temizlemezse, toplumun gözünde tamamen lağım çukuruna dönecektir.
Sözü, asırlar öncesinden bugünün kirli ilişkilerine ışık tutan felsefi bir hakikatle bitirelim:
"Mürekkebe ucuz menfaatlerin isi karıştığında, kalemin yazdığı hakikat değil, ancak hakikatin üzerine örtülen karanlık bir şaldır; çünkü aynası çamur tutmuş bir medyanın topluma vaat edebileceği tek şey, kendi çürümüşlüğünün aksidir."
Kalın sağlıcakla…
‘Ekran Kedisi’ne ulaşmak için: [email protected]