Kuşatma projesi yürürlükte! İran’da “CIA devrimi” mi yapılıyor?

Medyaradar analisti Atilla Akar, İran’da bir süredir oluşturulan çatışmalı kitle hareketini ve arkasındaki iradeyi değerlendirdi…

Efendim; eskiden kitleler, isyan, ayaklanma, vb denince insanların aklına genellikle sol hareketler gelirdi. Çünkü bu gibi hareketlere genellikle sol eğilimli muhalifler önderlik eder ve buralardan kendine bir iktidar olanağı çıkarmaya çalışırdı. Oysa şimdi durum tam tersine dönmüş gözüküyor.

Bazı sol sloganlar araya karışsa da (“Hangi sol” diye sormak lâzım!) aslında yapılan hareketlerin içeriğini iyice analiz ettiğimizde burada çok başka faktörlerin araya girdiğini, rol oynadığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla oralardan sağlıklı bir şey çıkacağını safça ümit eden her kim varsa aklına şaşarım. Boşuna sevindirik olurlar. Ancak onların payandası rolü oynarlar!..

Devrimci CIA!..

Şimdi ise öyle görünüyor ki, kitleleri kontrol eden, toplumsal kaosu tetikleyen, onlara yön veren ve gerektiğinde başkalarının üzerine süren, iktidarları devirmeye çalışan iradeler var. Bu iradeleri görmeden olayları doğru düzgün, yerine oturtarak tahlil etmek pek mümkün görünmüyor. Zaten sıkılı yumruklarla dolu devrimci romantizm esintili propaganda afişlerinin tersine kitleler tarihin dolgu malzemesidir. Tarihe yön veren hazırlıklı, gizli, müdahil örgütlerdir. Onlar olmasaydı kitleler bağırır çağırır, vandalist ve yağmacı şekilde yakar yıkar sonrada kaderlerine razı şekilde otururlardı. Avamın tabiatına uygundur!..

Bunlardan bazıları kargaşa yaratmak istedikleri ülkelerdeki belli kesimlerin önde gelenleriyle ya ilişki kurup ya da zaten uykuda olan ilişkileri yeniden aktive edip mobilize hale getiriyorlar.(Bunun için ayrıca “Kesenin ağzı” açılıveriyor!) Toplumdaki örneğin yaratılmış ekonomik sıkıntı gibi bazı hoşnutsuzlukları kaşıyarak uygun buldukları bir anda düğmeye basıyorlar. Espriyle karışık söylersek eskiden devrimleri devrimci örgütler yapardı. Şimdilerde artık bu gibi işleri doğrudan emperyalizmin gizli servisleri üstlenmiş durumdalar. Ne diyeyim, İran’da CIA (Ve kankası MOSSAD) sıkı çalışmış doğrusu. Başarabilecekler mi o ayrı konu!..

Çok İnce Çalışıyorlar!..

Günümüzde artık emperyalizm –klasik emperyalizme oranla- o kadar ince yöntemler geliştirmiş durumdaki ve bilhassa kitlelerin ruhsal durumunu ve muhtelif manipülasyonlara nasıl geleceklerini inceden inceye, detaylarıyla araştırıyorlar. Artık bu gibi alanlara yatırım yapıyorlar. (Think Tank kuruluşları, üniversitelerin ilgili bölümleri, bir kısım aydınlar bunun için fonlanıyor.) Kitlelerin “Sinir uçları” nı hesap ediyorlar. Dolayısıyla nasıl harekete geçireceklerini de biliyorlar. Hiçbir ayrıntıyı atlamıyorlar. Buldukları her açığa saldırıyorlar. Doğrudan zihinlere ve kimliklere oynuyorlar!..

Hangi hassas noktalara dokunacaklarını, hangi huzursuzlukları kaşıyacakları, kimleri etkileyeceklerini, alana süreceklerini, işbirliği yapıp çengel atacaklarını, kol kola gireceklerini, hangi akımları özendireceklerini, hangi kuşağa hitap edeceklerini, vb önceden hesap ediyorlar. Bize “Kendiliğinden” oluşmuş gibi gelen böylesi hareketlerin arka planını azıcık deştiğimizde benzer tarz hazırlıkların parmak izlerini görmek mümkündür. Sonradan adına “Ani patlama” diyorlar o başka!..

Zamanlama Mükemmel!..

Şayet Trump faktörü, Venezuela – Maduro olayı ve belli ülkelere (Bilhassa zaten yıllardır süren İran’a yönelik) tehditler olmasaydı yaşananlara “Tesadüf” deyip geçebilirdik. Lakin belli ki öyle değil ve tersini düşünmek zekâmızı aşağılamaktır. Zamanlama emperyalizmin Trumpist yeni stratejisi için idealdir. Bütün bunlar bir planın işleyişine delalet etmektedir. Küresel hukuksuzluk İran’ı tabii ki es geçmeyecek!..

Şimdilik kaos yolunu denemekteler. Eğer istenen sonucu alamazlar ise arkasından doğrudan askeri saldırı hatta işgal girişimi bile gelebilir. Nitekim Trump’ın son mesajı sadece protestoculara gaz verme amacının ötesinde bir anlam taşıyordu herhalde: “İran halkı yıllardır baskı altında. Kurumlarınızı ele geçirin. Protestoya devam edin. Yardım yolda…”

Emperyalizmin Aparatları!..

Zaten emperyalizmin İran’a ilk müdahalesi değil. Daha önce yazdığım için tekrar yazmıyorum. Sadece kısaca hatırlatmakla yetineceğim. Malum, 1951’de İran petrollerini millileştiren Başbakan Musaddık’a iki sene sonra 1953’te bir darbe girişimi oldu.

“TP-Ajax” kodlu CIA – MI6 ortaklığındaki darbe sonucu Musaddık devrilip yurtdışına kaçan Şah geri geldi. İlginçtir olayda yer alan Roosevelt’in torunu Kermit Roosevelt ve General Schwarzkopf Tahran çarşısında esnafa, gazete yöneticilerine, aşiret reislerine, kriminal gruplara, bavullarında getirdikleri dolarları dağıtmakla meşguldü. Kişi başı üç dolara Tahran’ın yoksul mahallelerinden figüranlar, hırsızlar, dilenciler, çalgıcılar toplandı. Çalgı çengi, hokkabazlar eşliğinde başbakanlık binasına yürüdüler. Darbe umduklarından kolay oldu. Olay bir sirk gösterisi gibiydi!

Esnaf İşin Tetikleyicisi!..

Bugünde anlayabildiğim kadarıyla ekonomik kriz bahanesiyle gene tetikleyici “Bazariler” yani pazarcılar, Tahran çarşı esnafı (Bunlar 1979 Devriminde de baş roldeydiler), zıpçıktı Z Kuşağı, bir kısım öğrenciler, modernist kadınlar, LGBT unsurlar, etnikçi yapılar, küçük sol gruplar, zayıf kalan “Halkın Mücahitleri” örgütü, marjinal aydınlar, liberaller, çok konuşsa da gücü o kadar olmayan Şah yanlıları, yoksul ve dar gelirli kesimler, fırsatçı ve yağmacı kriminaller ön planda. Kısaca tam bir çorba.

Araya başka unsurlarında hatta silahlı militanların da katıldığı ve şiddet dozunu bilerek arttırdıkları söyleniyor. Bugünkü kaotik ortamın lokomotifi bunlar. Siyaseten pusuya yatmış “Reformcular” ında işine geliyor. Onları bizdeki “İkinci Cumhuriyetçiler” gibi düşünün. Şayet rejim yıkılırsa muhtemelen durumdan en kârlı onlar çıkabilir.

İran Yıkılırsa!..

İşin ucunun nereye varacağı şimdilik meçhul. Her an her şey olabilir. Rejim nereye kadar direnebilir? Eğer mevcut iktidar yıkılırsa yerine nasıl bir iktidar gelir? Ülke bölünür mü? Bu sorular hep muallakta. Şurası kesinki İran’daki gelişmelerin bize ve Ortadoğu’ya yansımaları dolayısıyla faturası olacaktır. O yüzden İran’a yönelik emperyalist provokasyona karşı çıkmak gerekiyor. Üstelik sadece bize zararı olma ihtimalinden dolayı değil, doğru da olduğu için.

Lakin ne yazık ki bazı şaşırmış aklı evveller ise “İran’da baskıcı molla rejimi var, yıkılsa iyi olur” diye düşünebiliyor. Bu noktada Emperyalist - Siyonist projeye direkt veya dolaylı yoldan destek çıkıyorlar. Böylesi bir aymazlık görülmemiştir!..

14. 01. 2026

NOT 1: bizim akıl fukarası kimi meslektaşlarımızın da kulaklarına küpe olsun. Uluslararası ajanslardan gelen, hele de sosyal medyada dolaşan her habere, her iddiaya inanmayın. Olay, olgular, beyanlar, ölü sayıları, vb abartılmış yahut çarpıtılmış olabilir. Uluslararası ajanslar onların kontrolündedir unutmayın. Aynı şekilde resim ve videolar yapay zeka veya stüdyo ortamında imal edilmiş olabilir. Kısaca bu gibi dönemlerde daha dikkatli olun, her şeye balıklama atlamayın, akıl süzgecinden geçirin derim.

NOT 2: Arzu ederseniz İran’la ilgili şu iki yazıma da göz atabilirsiniz.

Ortadoğu’da tehlike çanları! Çatışma nükleer savaşa dönüşür mü?

“Pehlevi Hanedanı Sırada Bekliyor!.. Şah Monarşisi İran’a Geri mi Dönecek?”