İsmail Küçükkaya ile Deniz Bayramoğlu kapıştı… Pastayı Mesut Yar aldı! Reyting rakamları ezber bozdu
Deniz Bayramoğlu ile İsmail Küçükkaya’nın reyting polemiğine rakamlar son noktayı koydu. İki ekran yüzü karşı karşıya gelirken sabah kuşağının sessiz galibi Mesut Yar oldu. İşte zafer tweet’lerinden YouTube savunmasına uzanan reyting savaşının gerçek tablosu…
Değerli dostlar, necip medyamızın güzide insanlarının sabun köpüğü polemiklerinden size yeni sezon dizilerimize ilişkin yorumlarımı bir türlü yazamıyorum. Show TV’nin Sevdan Bir Ateş, ATV’nin Aşk ve Taht, Kanal D'nin Haysiyet ve Star TV'nin Tuzlu Kahve’sine ilişkin tespitlerimi cebe koydum. İlk bölümlerin günahı olmaz diyerek 2. bölümlerini de izleyip kararı öyle vereceğim.
Ama gelin, ekran yüzlerimizin içine düştüğü o trajikomik hırs sarmalına, yani asıl dert edindiğim mevzuya geçelim.
Zafer Tweet'i mi, Kendi Kalesine Gol mü?
Her şey, Deniz Bayramoğlu’nun "Türkiye’nin şerefli basın emekçilerinin evi olan Halk TV’ye katılmaktan duyduğum mutluluk..." diyerek attığı o talihsiz paylaşımla başladı. Bu cümle, sahibinin kontrolsüz bir kibirle kendi sınırlarını aşan ve gerçek karakterini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan talihsiz bir zihniyetin dışavurumuydu. Söyleme bakılırsa, Türk medyasında Halk TV çatısı altında olmayan herkes adeta 'şeref yoksunu' ilan ediliyordu.

İşlediği bu mesleki nezaketsizlikten ötürü en ufak bir ‘pişmanlık’ dahi duymayan Bayramoğlu, bu kez Halk TV ekranındaki ilk gününde kendi kuşak diliminde birinci olduğunu ilan ederek sevinç naraları atmaya başladı…
Fakat bu acemi sevinç gösterisi, aslında kendi kalesine atılmış şık bir rövaşata golünden farksızdı. Reklam arası verilmeden devralınan izleyici kitlesinin (lead-in etkisi) rüzgârını kendi tekil başarısı sanmak, fırtınada sürüklenen bir yaprağın "Bakın nasıl uçuyorum" diye övünmesine benziyor.
Nitekim rakamlar önüme geldiğinde tablo netleşti: Bayramoğlu’na o mağrur tweet’i attıracak kadar mutlu eden oran, iki günlük ortalamada 6,70 Shr’den ibaretti.

Televizyonda Sınıfta Kalanın Dijital Sığınağı
Bu zafer narası, yıllardır aynı kuşakta dirsek çürüten İsmail Küçükkaya’yı çileden çıkarmakta gecikmedi. Yeni kanalı SÖZCÜ TV’den Bayramoğlu’na isim vermeden yüklenen Küçükkaya, "Reyting paylaşmasını doğru bulmam, ayıplarım!" diyerek oklarını doğrudan rakibine fırlattı. Ardından da ekran performansını unutturmak istercesine YouTube izlenmelerini örnek gösterdi...
Televizyon ekranında kan kaybederken dijitalin sığ sularında teselli aramak, denizde fırtınaya yakalanan bir kaptanın "Ama bizim filikamız çok güzel" demesinden farksızdır. Reyting panellerinde geriye düşenin YouTube sığınağına çekilmesi, eski şaşalı günlerin yasını tutmaktan başka bir şey değil. Belli ki Küçükkaya’nın yarası derin; nitekim TV100’den ayrılışının arkasında da bu düşük reyting tablosu yatıyordu.

Gürültüyü İki İsim Yaptı, Reytingi Mesut Yar Topladı
"Kim doğru söylüyor, kim atıyor?" diyerek üşenmedim, oturdum inceledim. Sabah programlarında tüm haber kanallarının dikkate aldığı AB grubu rakamlarını çıkardım.

SÖZCÜ TV’den İsmail Küçükkaya’nın ilk 7 günü ile TV100’den Mesut Yar’ın ilk 7 gününü karşılaştırdığımda ortaya çıkan tablo tam bir hezimet.
Rakamlar yalan söylemez:
-Mesut Yar: 7,15 Shr
-İsmail Küçükkaya: 4,34 Shr

Mesut Yar, İsmail Küçükkaya’yı açık ara ezmiş durumda. Üstelik Küçükkaya’nın aldığı o oran dahi kanalın kendi kemik izleyicisinin mirası. İki isim ekranda horoz dövüşü yapıp fırtınalı havada çorbaya kaşık sallarken, yılların tecrübesi Mesut Yar sessizce seyircinin nabzını tuttu ve reyting pastasının en büyük dilimini tabağına koymuş durumda…
Reyting Gerçekleri ve İllüzyonun Sonu
Bir yayının başarısı; konuk kalitesinden içerik derinliğine, devralınan kitle gücünden rakip akışına kadar onlarca halkanın birleşimiyle mümkündür. Özetle reyting; doğru içeriğin, doğru zamanlama ve güçlü bir stratejiyle buluşmasının bir sonucudur.
Ancak bu denklemde İsmail Küçükkaya, Mesut Yar karşısında oldukça dağılmış görünüyor. Fitilini ateşlediği bu reyting polemiğiyle gündeme gelmeye çalışan Deniz Bayramoğlu’nun ise yeni geldiği bu sabah kuşağında daha çok fırın ekmek yemesi gerektiği açık.
Şimdilik ilk günlerin hevesi ve devralınan hazır izleyici rüzgârıyla atılan o zafer naraları kimseyi yanıltmasın; hele bir 1 ay geçsin, sular durulsun, ekranın gerçek sahibi ve seyircinin nihai tercihi net bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Televizyon ekranı, üzerine düşen ışık kapandığında karanlıkta kalan devasa bir illüzyon odasıdır.
Günümüz medya insanı, hakikatin sesini kitlelere ulaştırma misyonunu bir kenara bırakıp, reyting panellerindeki birkaç yüz denek hanesinin sayısal lütfuna tapınır hale gelmiştir. Oysa sabun köpüğünden üflenen bu böbürlenmeler, ekranın sıcaklığı gittiğinde yalnızca kuruyup yok olan birer leke bırakır.
Rakamların krallığında taht kurduğunu sananlar unutmamalıdır ki; izleyicinin kumandasındaki tek bir dokunuşla yıkılabilen imparatorluklar, hakiki bir gazetecilik mirası değil, sadece 90 dakikalık bir "yayın akışı" yanılsamasıdır. Ekrandaki gölgelerin kavgası biter, geriye sadece söylenmemiş hakikatlerin ağırlığı kalır.
Kalın sağlıcakla diyorum…
‘Ekran Kedisi’ne ulaşmak için: [email protected]