Eşi, Bekir Coşkun'un bilinmeyenlerini anlattı: Duvara yazdığı SCS'nin anlamı
2020'de yaşamını yitiren yazar Bekir Coşkun'u, eşi Andree Coşkun anlattı. Bilinmeyenlerini anlatan Andree Coşkun, "Çok kıskançtı" diyerek "Evin duvarlarına "SCS" (Seni çok seviyorum) yazardı" diye konuştu. Coşkun'un en zor dönemlerini de anlatan Andree Coşkun "Bu bir direnme savaşıydı" dedi.
Sözcü gazetesi yazarı Bekir Coşkun'un vefatının üzerinden 6 yıl geçti. Andree Coşkun Ayvalık'taki evinde eşi Bekir Coşkun'u anlattı. Sözcü gazetesinden Gökmen Ulu'ya konuşan Andree Coşkun, Bekir Coşkun'u "Kalbiyle konuşmayı seven bir insandı" diye tanımladı ve ekledi: Yazılarından asla ödün vermedi, hiç eğilmedi. Baskı arttıkça mesleğine sarıldı.
'RUHUMA DOKUNAN ENERJİ...'
-Bekir abide sizi etkileyen neydi?
Bazı insanlar vardır, ilk cümlede sesinin tonu, gözündeki sıcaklık, gülüşünün içtenliği kalbine işler. İşte Bekir böyle idi. O anda ruhuma dokunan bir enerji oluştu. O da öyle hissetti, çünkü çok aşık olduk birbirimize. Kendimi unutturacak kadar huzurlu hissettirdi. Kalbiyle konuşmayı bilen bir insandı.
"EVİN DUVARLARINA "SCS" (SENİ ÇOK SEVİYORUM) DİYE YAZARDI"
- Onu nasıl tanımlarsınız?
Romantik ve duygu dolu bir insandı. Sevdiği kişiyi değerli ve özel hissettirirdi. Özel anlar yaratmayı severdi. Bazen beklenmedik bir bakış, bazen bir mesaj... Evin duvarlarına "SCS" (Seni çok seviyorum) diye yazardı.
- Mizahi yönü nasıldı?
En sıradan anda bile komik bir detay yakalar, gergin bir ortam varsa esprileriyle insanları rahat hissettirirdi. Gülümsemeyi, huzuru bulaştıran biriydi.
-Bekir abi en çok neye gülerdi?
Aslında onu güldürmek kolaydı. Anlattığınız her şeyden mizah çıkarırdı. Hatta onun bilmediği bir şeye ben gülerken sebebini bilmeden bir bakarım o da gülmeye başlamış. Hem de çok içten gülerdi. Bu hallerini çok seviyordum ve eğleniyordum.
'BU BİR DİRENME SAVAŞIYDI'
-Birlikte yaşadığınız en zor dönemler hangileriydi?
Özellikle gazetecilik kariyerinde siyasi baskılar, soruşturmalar ve çalıştığı kurumlardaki ayrılıklar oldu. Ama yazılarından hiç ödün vermedi, hiç eğilmedi. Baskı arttıkça mesleğine daha sıkı sarıldı. Şunun bilincindeydi; bu tür baskılar sadece bireyi değil, toplumdaki bilgi akışını da etkiler, toplumun haber alma özgürlüğü daralmasın diye kendinden çok şey verdi. Bu bir direnme savaşıydı onun için. En zoru sağlık sorunları oldu. 2017'den itibaren kanserle mücadele ederken yazılarına ara vermek zorunda kaldı. Hatırladıkça içim çok acıyor.
Okurları, onun yazılarında hep kendini gördü
- Yazı yazarken nasıl bir ruh haline girerdi?
Sakin bir yalnızlık içinde, özellikle gece yazmayı severdi. Sanırım iç dünyasını daha çok duyduğu zamanlar olduğu için. Duygularını saklayamazdı, bu hali yazılarına yansırdı. Yazılarının ilk okuru hep ben olurdum. Bence insanlar onun yazılarında ele aldığı konuya, onun açtığı başka bir pencereden bakıp, kendilerini görüyordu. Dostluk, adalet, özgürlük, doğa sevgisi, çevre bilinci gibi evrensel konuları ele alırdı. Sade, kısa, akıcı ve mizahi bir üslupla, en ağır, zorlu konuları, karmaşık düşünceleri bile anlaşılır hale getirirdi. Bekir düşüncelerini, duygularını dürüstçe ve içtenlikle paylaşan, duyarlı, empati gücü çok yüksek bir insandı. Tabii ki kişilik özellikleri doğrudan yazılarına yansıyor; bu da okuyucunun duygularına dokunuyor, sevgi ve sadakat kendiliğinden oluşuyordu.
"ÇOK KISKANÇTI"
- Toplumun bilmediği bir yönünü paylaşır mısınız?
Çok kıskançtı. Ama doğal karşılardım. Sonuçta akrep burcu. Kendimden pay çıkartırdım çünkü ben de akrep burcuyum.
'ONLAR EVİMİZİN BİREYİYDİ'
Bekir Coşkun'un, köpeği Pako'ya yazdığı mektuplar büyük ilgi gördü. Köpekleri Postal, Bekir Coşkun ile aynı dönemde kansere yakalandı. Bir ayağı kesildi. Andree Coşkun, "Beslediğimiz köpekleri her zaman evimizin bir bireyi olarak kabul ederdi. Onlar bizim çocuklarımızdı" dedi.
"BEKİR GİTTİ BEN ONDA KALDIM"
-Onsuz hayat nasıl?
Bekir hastalığını öğrendiği zaman ilk tepkisi şöyle oldu: "Andree, ölmekten asla korkmuyorum, seni kaybetmek beni korkutuyor." Ama ben onu kaybettim. Onsuz kaldım!.. Yokluğuyla soğuk bir dünya, içimde hiç sönmeyecek bir ateş bırakıp gitti Bekir'im. Yakın arkadaşlarım bir psikologdan destek almamı önerdi. Uzun bir yas dönemi yaşadım. Bekir'in kardeşleri, yeğenleri beni hiç yalnız bırakmadılar. Yanımda her zaman bir 'Coşkun' oldu. Ben onlar için Bekir'in emanetiyim.
'URFALI OLDUM'
Ama onsuzluğa bir türlü alışamıyorum, her yer onu hatırlatıyor. Özellikle memleketi Urfa... Oraya gidince dönmek istemiyorum. İnanır mısınız, kendimi Urfalı hissetmeye başladım. Ayrıca meslektaşları, arkadaşları, benim arkadaşlarım hep yanımda oldu. Yedinci yılına giriyoruz, hepiniz beni arıyorsunuz. Bekir gitti, ben onda kaldım ve sanırım hiçbir zaman çıkamayacağım. Keşke şimdi bu röportajı onunla yapıyor olsaydınız, ben de başımı onun omzuna koyabilseydim.