Deniz Göktaş'ın babası Kemal Göktaş polis katili mi? Çorum davasının avukatı konuştu
Komedyen Deniz Göktaş'ın tutuklanmasının ardından babası Kemal Göktaş hakkında ortaya atılan iddialar kamuoyunda tartışma yarattı. Çorum davasının avukatlarından Sadık Eral, söz konusu iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu.
"Dini değerleri aşağılama" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarıyla tutuklanan komedyen Deniz Göktaş'ın ardından bu kez babası Kemal Göktaş hakkında ortaya atılan iddialar gündem oldu. Bazı medya kuruluşlarında yer alan haberlerde, Kemal Göktaş'ın THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) üyesi olduğu ve Çorum Olayları sırasında polis memuru Muzaffer Yeşilyurt'un hayatını kaybettiği, polis memuru Mehmet Bektaş'ın ise yaralandığı olaylara karıştığı öne sürüldü.
1980 yılının Mayıs ile Temmuz ayları arasında yaşanan Çorum Olayları sırasında Alevilere yönelik saldırılar meydana gelirken, polis memuru Muzaffer Yeşilyurt da yaşamını yitirmişti.
"KEMAL GÖKTAŞ DAVADA SANIK DEĞİLDİ"
Çorum davasının avukatlarından Sadık Eral, Odatv'ye yaptığı açıklamada söz konusu iddialara ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Polis memurlarının yaşamını yitirmesiyle ilgili davada sanık olarak yargılananlar arasında Kemal Göktaş yer almıyor. Sanıklar arasında sadece Halkın Kurtuluşu Örgütü'nden Ali Rıza Özdemir ve Günay Kılıç var. Bu karar Yargıtay 4. Dairesi'nin 187'ye 12, 187'ye 49 karar sayılı dosyasında açık bir şekilde görülüyor."
Eral ayrıca, 3. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı'nın 1983/203 esas sayılı dava dosyasına ilişkin 22 Ağustos 1983 tarihli iddianamede ve Askeri Yargıtay 4. Dairesi'nin 1987/12 esas, 1987/49 karar sayılı 3 Şubat 1987 tarihli bozma kararında da Kemal Göktaş'ın isminin yer almadığını belirtti.
Saldırıdan yaralı olarak kurtulan polis memuru Mehmet Bektaş ise yaşananları şu sözlerle anlatmıştı:
"Trafikteki servisler kaldırılmış olduğu için, sabahları işe değişik vasıtalarla gidiyorduk. O sabah Muzaffer ile Milönü'nden geçerken boş bir arsadan üzerimize dört el ateş edildi. 'Durun, teslim olun, silahlarınız atın!' diye bağırdılar. Muzaffer silahını çekip ateş etmeye başladı. Benim Kırıkkale tutukluk yapmıştı. Onlar ateş etmeye devam ediyorlardı. O sırada Muzaffer vuruldu ve düştü. Düşünce ateş edenler uzaklaştılar. Muzaffer 'Hemşerim beni kurtar!' dedi. Eğilip baktığımda ölmüştü. Onun tabancasını aldım ve kaçanların arkasından iki el ateş ettim. Bu sefer 100-150 kişi olarak bana doğru geliyorlardı. Yapacak bir şey yoktu, kaçarak bir apartmana girdim. Bu arada attıkları bir tuğla alıma gelmişti. Ev sahibi 'girecek benim evimi mi buldun, defol!' dedi. Beni kovalayanları da içeri aldı. Üzerime atladılar ve beni sürükleyerek sokağa çıkarttılar. O sırada kendimi kaybetmişim. Eşim Günay beni oradan alarak, hastaneye götürmüş."